Hayatı yavaşlatmalıyız
Ekranları, sosyal medya uygulamaları, marketler, bankalar kısaca insanları tüketici yapmış ve insanlıklarını tüketmiş bütün merkezler hayatı 2x hızında yaşamamız için bizi zorlamaktalar!
Daha çok ve daha hızlı kazanabilmek için! Sonra sen ölmüşsün kalmışsın kimsenin umurunda değil! Bir ayda 10 kere vergi alsalar yetmez. Ki zaten aynı vergiyi de iki kere almadılar mı?
Bir evsahibi bir ayda iki kez kira alsa yetmez, daha yok mu diyecek kadar alçalmıştır artık!
Hayatı 2x hızında yaşıyor, yaşatılıyoruz!
Oysa bütün güzel goller ağır çekimde tekrar tekrar verilir, o anı iyice hissedebilmek için. Filmlerde en önemli sahneleri ağır çekimde izlerdik, büyük artizler yavaş yavaş uzata uzata ölürdü. Onlar ölürken biz ağlardık. Hızlandırmak şöyle dursun iyice yavaşlatırdık!
Kısa ve güzel anların hiç bitmemesini isterdik.
Tonla para verdikten sonra konsere gidip telefona kaydetmek yerine, telefonu kapatıp konseri izlemek çok daha zevkli ve anı biriktiricidir.
Sinemada film seyrederken sevdiğinin elini tutarsın, telefonun selfie çubuğunu, sapını değil!
Hayatı 2X'e alınmayacak kadar kısa ıskalamayalım.
Sanırım bunun sebebi insan hayatının iyice değersizleşmesi, hayatın anlamının kalmaması, bir telefonun bile insandan sevgiliden değerli hale gelmesi, madde (dünya) bağımlılığı ve insanların kuru otların yakılması gibi pıtır pıtır öldürülmesi!
Yeşilçam filmlerinin ağır çekim ölüm sahnelerine güldüğümüz gibi ölümlere zulümlere de benzer tepkiler veriyoruz.
Ve filmin sonunu görmek için hayatı 2X hızında yaşamaya yada bitirmeye çalışıyoruz.
Gündeme bakınca 2X demek aslında "batsın bu dünya" demek anlamına geliyor da olabilir.
Sizi bilmem ama ben okuduğum mizah dergilerini sonundan okumaya başlardım, bitmesin diye!


Yorumlar
Yorum Gönder